28 Ağustos 2026
FC 26 | 1. Lig | 3. Sezon (Yaz Ligi)'nde artık sözün sıralamalardan çok sahaya ait olduğu Play-Off dönemine geldik; birbirinden güçlü sekiz takımın şampiyonluk yolculuğunda hata payının neredeyse kalmadığı çeyrek final eşleşmeleri öncesinde, takımların son durumlarını ve öne çıkan detaylarını değerlendirdik. Aşağıda herhangi bir tahmini sıralama bulunmamaktadır.
B2B SK: Kısa bir ara verip geri döndüler ancak bu sadece bir geri dönüş değil; her takıma baş kaldırabilecek, Samanyolu Galaksisi tadında bir kadroyla geldiler.
Bu takımın daha önce sükse yapan Lig 3 macerası da oldukça şaşalı geçmişti zaten. Lig 1'de kurtlar sofrasında yem olmak yerine kurt olmayı tercih ettiler. Bunda en büyük pay sahibi olarak da Sivas'ın ayazından Yaz Ligi güneşine uzanan "Zarro58" diyebiliriz. Sadece kadro kurmakla yetinmedi; saha dışında, masada da birçok mücadele verdi. Özellikle ligin ilk devresinde satranç oynar gibi kadroyu olabildiğince Play-Off'a en az zararla getirmeye çalışırken, herhangi bir dostluk zincirini de kırmak istemeyerek gönüllerdeki tahtını sağlamlaştırdı. Zarro'ya bu fırsatı sunan eshber28'e de ayrı bir parantez açmalı ve saygıyla önünde eğilmeliyiz diye düşünüyoruz.
Takımın en önemli artısı ve ligin ilk devresinde zirve ortağı olmasının sebebi, bize göre belirli bir oyun mantalitesine sahip olması. Kadrolarında 21 oyuncunun 16'sı forma giyerken (ki muhtemelen takımdan ayrılmış ve forma giymiş en az 5 isim daha olduğunu varsayarsak) bu kadar değişkenliğe rağmen bu başarıyı yakalamış olmaları oldukça önemli. Savunmada Zarro'nun haricinde, Düzgün gibi bu ligin üzerinde bir savunmacıya sahipler. Terazinin savunma tarafı burada ağır basıyor gibi görünse de, yerli mi yabancı mı tartışması hiç bitmeyen kalisto101'in insanüstü performansı hücum kefesinde dengeyi sağlıyor. Orta saha oyuncularının maç verilerini çok etkileyici bulmuyoruz fakat geç keşfedilen MagMag27'nin iki yönlü oyununun B2B için oldukça değerli olduğunu söyleyebiliriz.
Mutlak favori olarak lige girmediler fakat bizim bildiğimiz Zarro, bir şekilde şampiyonluk için her şeyi deneyecektir. B2B'nin çeyrek finaldeki rakibi Audax'ı da yabana atmadan, skor olarak dengede gidecek maçların her şeye gebe olduğunu ve tedbiri elden bırakmayan takımın bu turu geçeceğini düşünüyoruz.
Shelter FC: Bazı takımlar lige katılır, bazıları ise lige karakter katar; bir süre uzak kalan köklü takım Shelter FC de onların en başında geliyor. Dönüşleriyle Lig 1'in neden şampiyonluk adaylarından biri olduğunu yeniden hatırlattılar ve bize göre birçok rakiplerine korku saldıklarına da zaten şüphe yok. Yaz aylarının getirdiği sancılı süreç dışında çok fazla problem yaşadıklarını düşünmüyoruz. Shelter FC bu sezona fedakâr ve mental olarak çok güçlü bir isim olan CerkezTR'nin menajerliğiyle giriş yaptı.Yeni menajerlerinin ne kadar uzun soluklu olacağını bilemiyoruz fakat takıma verdiği desteği düşünürsek, Shelter FC'nin geçmişte yaşadı birçok konuda kafalarda oluşabilecek soru işaretlerini doğrudan çözüm üretti diyebiliriz.
xKılıc, Aredian ve Clowned'ın liderliğinde can sıkıcı bir hükmen mağlubiyet yaşamış olsalar da, Play-Off'larda kaderlerini karşılarına kim gelirse gelsin yenmek üzerine kurulu bir kafayla oynayacaklarına eminiz. Takımın bir diğer lider ismi Kuartz'ın da artık Play-Off'larda devreye gireceğini düşünürsek, ligin ilk devresine kıyasla çok daha silkelenmiş bir Shelter FC izleyeceğiz. Mirko-Francio ikilisi gibi hiçbir zaman performans problemi yaşamayan iki muhteşem ismi de düşününce, ortaya çıkacak oyunu görmek bizleri de heyecanlandırıyor. Takımın en büyük eksisi ise bize göre hiçbir şekilde oturmayan kaleci pozisyonu. Savunma oyuncularının kaleci konusunda Play-Off'larda zorluk çekmesi bir ihtimal.
Mevcut ilk devre konumları, onların en büyük favori olduğu algısını yıkmış gibi görünebilir. Ancak odaklanmış bir Shelter FC'nin bu ligdeki tüm kaliteli ekipleri, kendi kalitelerini ortaya koyduklarında yenebileceğini biliyoruz. Bugün oynanacak maçlarda Gunners ekibiyle karşılaşacaklar ve rakipleri de en az Shelter FC kadar bir arada oynamayı bilen, anlık maç performanslarıyla birçok takımı defalarca üzmüş bir ekip. Bu yüzden, turun favorisini kestirmek çok zor.
Glarung FC: Bazı takımlar güçlü kadrolar kurar, bazıları ise kurdukları kadro ile her sezon zirvede olmaya çalışırlar. Glarung FC'yi her iki grubada koymak sanırım çok daha doğru olacaktır. Organizasyonda çıktıkları 333 maçın 255'ini kazanmaları, bunun yanında 2 lig, 2 kupa, 3 Süper Kupa ve 16 Gece Turnuvası şampiyonluğuna sahip olmaları zaten takımın başarıya ne kadar alışık olduğunu gösteriyor. Bu sezon da çok farklı bir tablo ortaya çıkmadı. 15 maçta aldıkları 11 galibiyetle ligi zirvede tamamladılar ve Play-Off'a belki de üzerlerinde en fazla beklenti olan takım olarak giriyorlar. Bu sezon şampiyonluğu kazanmaları durumunda ligde tek yıldız kazanan ilk takım olacaklar. Bu yüzden sezonun anlamı her şeyi ile çok değerli durumda.
Glarung'un bu sezon en korkutucu tarafı hücum gücünden çok, rakiplerine neredeyse hiçbir şey vermeyen savunma yapısı. 15 maç boyunca kalelerinde yalnızca 7 gol görmeleri bize göre ligin en çarpıcı istatistiklerinden biri. Hücum tarafında rakiplerini paramparça eden bir görüntüleri olmamasına rağmen, oyunu kontrol ederek kazanmayı çok iyi biliyorlar. Pulga'nın 7 gol ve 3 asistlik performansına, Batuhan Narin'in 5 golü ve özellikle xAbsko'nun yalnızca 5 maçta yaptığı 5 gol, 4 asistlik katkısı eklenince ihtiyaç duydukları skoru bir şekilde bulabiliyorlar.
GlarungMert'in kaptanlığında, sezonlardır beraber oynama kültürüne sahip isimlerden bazılarının kadroda bulunmamasına rağmen; yeni bir sinerji ile, özellikle Play-Off gibi mental tarafı ağır basan maçlarda onlar için ciddi bir dezavantaj. Lider olmalarının yarattığı en büyük soru işareti de tam burada başlıyor. Glarung FC'nin 35 golü, ilk 8 içerisindeki birçok takımın gerisinde ve savunma düzenleri bozulduğunda hücumlarının aynı ölçüde reaksiyon verip veremeyeceğini henüz net olarak görmedik. Normal sezonda bir gol atıp maçı kontrol etmek fazlasıyla yeterli olabilir fakat Play-Off'ta bir anlık hata bütün oyun planını değiştirebilir. Üstelik artık karşılarındaki her takım onları yenilmesi gereken favori olarak görecek. Glarung FC'nin alışık olduğu kazanma baskısı bu takımın en büyük gücü olduğu kadar, kontrolü kaybettikleri bir eşleşmede üzerlerine binecek en büyük yük de olabilir.
Çeyrek finalde karşılarında ALTAIR eSports olacak. Kâğıt üzerinde birinci ile sekizincinin eşleşmesi Glarung adına rahat görünebilir ancak bize göre turun en tehlikeli detaylarından biri tam olarak burada yatıyor. Çünkü Altair, Play-Off'a kalan takımlar arasında 47 golle ligin en üretken hücumuna sahip. Bir tarafta 15 maçta yalnızca 7 gol yiyen Glarung, diğer tarafta rakip kaleye gitmekten hiç çekinmeyen Altair var. Glarung oyunu kendi istediği tempoda tutarsa turun net favorisi olacaklardır ancak maçların kontrolsüz ve bol pozisyonlu bir yapıya dönüşmesi, Altair'in ekmeğine yağ sürebilir. Şampiyon olmak isteyen Glarung'un önündeki ilk sınav, aslında sezon boyunca en iyi yaptığı şeyi Play-Off baskısı altında da yapıp yapamayacağını gösterecek: rakibini oynatmadan kazanmak.
Anatolian Lions: Bu aralar önlerine çıkan her şeyi avladıklarını görüyoruz ancak eML Türkiye'de av olabileceklerini de kendileri çok iyi biliyordur diye düşünüyoruz. Takımın sinerjisinin bu kadar yüksek olmasındaki en büyük etkenin, Cloose35 gibi dahiyane bir akla sahip ismin arka planda yürüttüğü kaliteli işler olduğunu söyleyebiliriz. Cloose35'in yanına enerjisi yüksek Kayra ve FatherOfPsyco gibi isimler de eklenince başarı kaçınılmaz oluyor.
Takımın şampiyonluk yolundaki en büyük artısı, başarıya aç ve istekli bir oyuncu grubuna sahip olması. Buna karşılık kadronun hâlâ tam anlamıyla oturmamış olması ve farklı parçalardan bir araya gelmesi, özellikle kritik öeyrek final öncesindeki en büyük soru işaretlerinden biri. Her ne kadar kemik bir ekiplerinin olduğunu düşünsek de toplama kadronun cezasını sezon finallerinde iliklerine kadar hisseden takımların örneği oldukça fazla. Sahada şu an bu dengesizliği özellikle hücum alanında görüyoruz. Kayra, attığı 14 gol ve yaptığı 8 asistle takımının en büyük gol silahı durumunda fakat büyük maçlarda da bu istatistikleri yapıp yapamayacağını hep beraber göreceğiz. Kadrolarında bulunan yabancı isimlerden istikrarsız ancak maksimuma yakın verim alıyorlar. Orta sahalarında FatherOfPsyco ile beraber, yine eski kemik kadrodan GodlyQua'nın sahada olması takıma büyük katkı sağlayacaktır.
Çeyrek finalde yılların tecrübesi In Flame ile eşleştiler. Rakiplerine göre kadro derinliği konusunda üstün olan Anatolian Lions, oynayacakları maçlarda yaşayabilecekleri olası bir konsantrasyon kaybını saha içerisinde çeviremeyebilir. In Flame, eski ve köklü bir rakip olarak bu tarz maç atmosferlerini çok yaşadı ve Anatolian Lions karşısında en azından maçları dengede götürebilecek güçte. Takımın özellikle savunma hattında ortaya koyacağı oyun kurgusu turun kaderini belirleyecek. Çünkü son 3 maçta kalelerinde 7 gol gördüler.
AUDAX: Puan tablosuna bakıp Audax'ı yedinci sırada görenlerin, bu takımı olduğundan daha aşağıda değerlendirme ihtimali oldukça yüksek. Çünkü Audax'ın 15 maçlık lig serüveninde yalnızca 3 mağlubiyeti bulunuyor. 36 gol atıp kalesinde sadece 14 gol görmeleri de bize göre takımın Play-Off öncesindeki en önemli referansı. Belki ligi domine eden, rakiplerinin üzerine sürekli giden bir görüntü vermediler ancak kolay yenilmeyen ve maçın içerisinde kalmayı bilen bir takım olduklarını fazlasıyla gösterdiler.
Audax'ın en güçlü taraflarından biri, takımın belirli birkaç oyuncunun bireysel performansına muhtaç olmaması. Hücumda rinduzahid ve Efesl 7'şer golle öne çıkarken, Grkm10Fire'ın 5 gol ve 6 asistlik, RazeArda'nın ise 4 gol ve 6 asistlik katkısı hücum yükünün ne kadar dengeli dağıldığını gösteriyor. Orta sahada saintehe gibi oyunun iki yönüne de katkı verebilecek bir ismin olması, Chucky'nin ise takımın merkezinde ve kaptan olarak sahada kalması Audax'ın özellikle zor maçlarda oyun disiplinini kaybetmemesi açısından önemli. Ancak takımın güçlü olduğu taraf aynı zamanda onları düşündüren noktayı da ortaya çıkarıyor. Audax kolay kaybetmiyor fakat kazanması gereken bazı maçları da koparmakta zorlanıyor. 4 beraberlik, üst sıralardaki rakiplerine göre puan tablosunda geride kalmalarının en büyük nedenlerinden biri. Son bölümde üst üste gelen iki mağlubiyetin ardından galibiyetle reaksiyon göstermeleri olumlu olsa da Play-Off'ta artık beraberliği kurtarmanın değil, rakibi saf dışı bırakmanın önemli olduğu bir döneme giriyorlar.
Audax'ın geçmişine baktığımızda da bu tarz maçların tamamen yabancısı olan bir ekipten bahsetmiyoruz. Liglerde uzun zamandır yer alan takımın 156 maçta 99 galibiyeti bulunuyor ve Gece Turnuvası'nı 8 kez kazanmış durumdalar. Bu yüzden onları Play-Off'un sürpriz yapabilecek takımı olarak tanımlamak bile belki biraz haksızlık olur. Bize göre Audax'ın asıl problemi rakiplerinden daha iyi olup olmaması değil; elindeki tecrübeyi ve savunma disiplinini hücumda yeterince acımasız bir oyuna dönüştürüp dönüştüremeyeceği. Bunu başarabilirlerse, lig sıralamasındaki yedinciliklerinin Play-Off'ta hiçbir anlamı kalmayacaktır.
ALTAIR eSports: Ligi sekizinci sırada tamamlayan bir takımın şampiyonluk adayları arasında gösterilmesi ilk bakışta garip gelebilir ancak söz konusu takım Altair olduğunda, puan tablosunun tek başına çok fazla şey anlatmadığını düşünüyoruz. 15 maçta rakip filelere tam 47 gol bırakarak ligin en üretken hücum takımı oldular. Buna rağmen 4 mağlubiyet ve 3 beraberlik yaşamaları, sezon boyunca ortaya koydukları oyunun her zaman sonuçlara aynı şekilde yansımadığını gösteriyor. Altair'in problemi rakip kaleye gitmek değil; oyunun bazı bölümlerinde kendi standartlarının fazlasıyla altına düşebilmeleri. İki sezon önce Avrupa Ligi'ni de tam olarak bu problemlerinden kaybettiğini az çok hatırlıyoruz.
Hücum tarafında, takımın bütün yükünü sırtlayabilecek seviyede bir yigitinski gerçeği var. 11 maçta attığı 20 gol ve yaptığı 6 asist, yalnızca Altair adına değil lig genelinde de oldukça ağır bir istatistik. Yanında PunisherX17 gibi kısa sürede skor katkısı verebilen bir oyuncunun bulunması, ORC-HI'nin orta sahadan oyuna kattığı üretkenlikle birleşince Altair'in rakip savunmaları neden bu kadar zorladığını anlamak çok zor değil. Özellikle maçların açıldığı ve iki takımın da kontrolü bıraktığı anlarda Altair'in hücum hattı, Play-Off'taki hemen hemen her rakibi cezalandırabilecek seviyede.
Ancak Play-Off öncesinde takımın görmezden gelemeyeceğimiz önemli bir kaybı var: Dodo. Bu sezon Altair formasıyla 11 maçta 4 gol ve 7 asist üreten oyuncunun takımdan ayrılması, yalnızca istatistiksel bir kayıp olarak görülmemeli. Altair gibi hücum üzerinden yaşayan takımlarda, hücum bağlantısını sağlayan bir parçanın eksilmesi oyun içerisindeki dengeleri tahmin edilenden daha fazla değiştirebilir. Üstelik Dooggyy'nin şu anda çeyrek finalde karşılaşacakları Glarung FC kadrosunda bulunması, bu ayrılığı fazlasıyla ilginç bir hâle getiriyor. Bir oyuncuyu kaybetmek başka, o oyuncunun sizi fazlasıyla tanıyan rakibin tarafında olması başka bir problem.
Çeyrek finalde karşılarında normal sezonun lideri Glarung FC var. Kâğıt üzerinde bakıldığında birinci ile sekizincinin eşleşmesi gibi görünse de bize göre Play-Off'un en ters eşleşmelerinden biri olabilir. Glarung 15 maçta yalnızca 7 gol yiyerek savunma konusunda ligin geri kalanından ayrılırken, Altair 47 golle ligin en güçlü hücum performansını ortaya koydu. Yani bir tarafın sezon boyunca en iyi yaptığı şey, diğer tarafın en güçlü olduğu alanı durdurmak olacak.
Altair'in burada yapmaması gereken şey Glarung'un istediği oyunu oynamak. Maç düşük tempoda, az pozisyonlu ve sabırlı bir mücadeleye dönüşürse ibre ciddi şekilde Glarung'a kayacaktır. Fakat Altair oyunu bozmayı, tempoyu artırmayı ve Glarung'u alışık olmadığı kadar fazla hücum savunmaya zorlamayı başarırsa bütün dengeler değişebilir. Çünkü bu takımın Play-Off'ta en büyük avantajı belki de kaybedecek çok fazla şeyinin olmaması. Sekizinci sıradan geldiler ancak rakiplerine verebilecekleri zarar, sekizinci sıradaki sıradan bir takımın çok üzerinde.
Altair için soru şu değil: Glarung'u yenebilecek güçleri var mı? Bize göre kesinlikle var. Asıl soru, sezon boyunca zaman zaman yaşadıkları konsantrasyon problemlerini iki maçlık (duruma göre 3. maç) bir eşleşmede ne kadar kontrol altında tutabilecekleri. Çünkü Glarung gibi takımlar karşısında 90 dakikanın 80'ini iyi oynamak bazen hiçbir şey ifade etmiyor. Altair hücumdaki cesaretini maç disiplininin yanına ekleyebilirse, Play-Off'un daha ilk turunda ligin bütün dengesini bozabilecek takımlardan biri olabilir.
Gunners: Gunners ismi yeni olabilir ancak bu oyuncu grubunu eML Türkiye'de yeniymiş gibi değerlendirmek büyük hata olur. Çünkü karşımızda, uzun süre Cavaliers adı altında oynayan, çılgın oyun tarzıyla tanınan ve en önemlisi kazanmayı alışkanlık hâline getirmiş bir ekip var. İsim değişti, forma değişti ancak takımın karakteri pek değişmedi. Birbirini çok iyi tanıyan arkadaş grubunun sahadaki rahatlığına, yıllardır beraber kazanmanın verdiği özgüven de eklenince ortaya kontrol edilmesi oldukça zor bir takım çıkıyor. Ligi 15 maçta 11 galibiyetle üçüncü sırada tamamlamaları ve 46 gol üretmeleri de Gunners'ın geçmişten taşıdığı winner kimliğinin hâlâ fazlasıyla canlı olduğunu gösterdiklerini düşünüyoruz.
Bu takımın hücumda bu kadar rahat görünmesinin en önemli nedenlerinden biri, oyuncuların birbirlerinin ne yapacağını ezbere bilmesi. Preszzx 10 maçta 11 gol ve 6 asistle öne çıkıyor ancak Gunners'ın bütün planı onun üzerine kurulu değil. daghanbilge ve LanCipsiVer0'nun 7'şer gol, 5'er asistlik katkıları, ikon oyuncu Sruxz'un 8 asisti ve son şampiyon takım kaptanı Fenendo'nun orta sahadan verdiği destek hücum yükünü fazlasıyla dağıtıyor. Savunmadan zentr00'nun bile 4 gol bulmuş olması, bu takımın sahada belirli kalıplara sıkışmadığını açıkça gösteriyor. Gunners bazen rakibini oyun planıyla, bazen de tamamen kaosun içine çekerek yenebilecek bir yapıya sahip.
Zaten Cavaliers döneminden beri bu ekibi tehlikeli yapan şeylerden biri de tam olarak bu kontrolsüz gibi görünen kontrollü oyunlarıydı. Maçın temposunu bir anda yükseltebilir, birkaç dakika içerisinde oyunun bütün dengesini değiştirebilirler. Bu özellik Play-Off'ta büyük avantaj ancak aynı çılgınlık zaman zaman takımın başına bela da olabiliyor. Normal sezonda hiç beraberlik almadan 11 galibiyet ve 4 mağlubiyet yaşamaları (1 maçları hükmen) biraz bu karakterin sonucu. Gunners çoğu zaman ya oyunu koparıyor ya da rakibine geri dönüş fırsatı bırakacak kadar fazla risk alıyor. Bu yüzden şampiyonluk yolunda onların asıl sınavı kazanmayı bilip bilmedikleri değil; gerektiğinde oyunu ne kadar sakinleştirebildikleri olacak.
Çeyrek finalde karşılarında Shelter FC var. Shelter sezon boyunca yalnızca 2 kez mağlup oldu ve kalesinde 13 gol gördü. Yani Gunners'ın yüksek tempolu ve cesur oyununa karşı, kolay kolay düzeninden çıkmayan bir rakip olacak. Shelter maçın hızını düşürüp oyunu kendi istediği seviyede tutabilirse Gunners'ın sabrını ciddi şekilde sınayabilir. Fakat maç bir noktada açılır ve karşılıklı hücumların olduğu bir yapıya dönüşürse, Gunners'ın tam olarak istediği atmosfer ortaya çıkar.
Bu eşleşmede Gunners'ın en büyük avantajı Play-Off sahnesine yabancı olmamaları. Cavaliers döneminden gelen winner alışkanlığı, yıllardır birbirini bilen oyuncu grubuyla birleştiğinde baskı altında ne yapacağını bilen bir takım ortaya çıkıyor. Shelter karşısında isimlerinin Gunners olması hiçbir şeyi değiştirmiyor; karşılarında hâlâ kaybetmekten çok kazanmaya alışmış o eski çekirdek var. Eğer kendi oyunlarını devam ettirerek kaybetmezlerse, sadece bu turun değil şampiyonluğun da en ciddi adaylarından biri olacaklardır.
In Flame: Kadroya isim isim bakıldığında In Flame'i bu Play-Off'un sıradan takımlarından biri olarak görmek zaten mümkün değil. SaintDenisXI, swetzy9, Misaj, Vayazi ve hücumda tutkudemirx10 gibi bu seviyede fark yaratabilecek isimleri aynı takımda topladılar. Üstelik bu oyuncuların büyük bölümü yalnızca kaliteli değil, önemli maçların havasını bilen ve baskı altında kaybolmayacak kadar tecrübeli. Ligi 10 galibiyet ve 32 puanla, Anatolian Lions ile aynı puanda tamamlamaları da kadro kalitesinin karşılığını aldıklarını gösteriyor.
Takımın hücumdaki en önemli silahı Tutku. Bu sezon 11 maçta attığı 7 gol ve yaptığı 3 asistin yanında, eML kariyerinde 133 maçta 94 gole ulaşmış bir oyuncudan bahsediyoruz. Ancak In Flame'i sadece Tutku üzerinden okumak da yanlış olur. Vayazi'nin orta sahadaki tecrübesi, LegendBerkayGame'in oyun aklı, swetzy9'un üretkenliği ve SaintDenisXI'ın savunmadan getirdiği liderlik bir araya geldiğinde, kadronun hemen hemen her hattında ağırlığı olan bir isim bulunuyor.
In Flame'in şampiyonluk yolundaki asıl soru işareti ise bu kadar kaliteli parçadan ne kadar hücum gücü çıkarabilecekleri. 15 maçta yalnızca 3 kez kaybetmeleri ve kalelerinde 18 gol görmeleri savunma tarafında oldukça sağlam olduklarını gösteriyor ancak attıkları 32 gol, kadrodaki isimlere baktığımızda daha fazlasının mümkün olduğunu düşündürüyor. Özellikle geriye düştükleri bir Play-Off maçında düzeni bırakıp daha agresif oynamaları gerekirse verecekleri reaksiyon turun kaderini belirleyebilir.
Çeyrek finalde karşılarında 41 gol atan ancak kalesinde 27 gol gören Anatolian Lions var. Yani bir tarafta daha yüksek tempolu ve üretken bir ekip, diğer tarafta ise daha az hata yapan ve çok daha fazla büyük maç tecrübesi barındıran In Flame bulunuyor. Anatolian oyunu hızlandırıp karşılaşmayı kaosa sürüklemek isteyecektir; In Flame ise maçı kendi kontrolünde tutabildiği sürece kadrosundaki yıldız isimlerin bir pozisyonda bile fark yaratabileceğini biliyor. Bize göre bu eşleşmede In Flame'in en büyük gücü tam olarak burada: maç kötü giderken bile sahada turu değiştirebilecek çok fazla oyuncularının olması.
